Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Yazılar

ENDİŞE, DAHA ÇOK ENDİŞE

Çok uzun ve yorucu bir günün ardından eve dönüp kendime bir fincan çay koyduğumda zihnim çoktan düşünceler yumağına dalıp gitmişti. Bir süre sonra kapı açıldı ve annem de eve geldi. Yüzündeki ifadeyi gördükten ve o günkü modunu hissettikten sonra ona hiç bulaşmadan günü bitirmenin daha sağlıklı olacağını düşünerek kendi halimde zaman geçirmeye devam ettim. Ancak bir şekilde, genelde olduğu gibi kendimi annemle tekrar hararetli bir tartışmanın eşiğinde buldum, konumuz da her zamanki gibi benim hayatım, hayattaki doğrular ve yanlışlardı. Annemle olan tartışmalarımız çoğu zaman sert geçer. O, beni bugünlere bu kadar iyi bir şekilde getirebilmiş olmanın getirdiği bilme halini, hayattaki her şeyin doğrusunu bilme hali ile özdeşleştirme hatasına düştüğü için, ben ise genellikle “ben bugünlere bunları bunları yaparak geldim. O yüzden en doğrusunu ben bilirim” cehaletine düştüğüm için tartışmaya başladığımız zaman ortadaki konuyu tartışmaktan çok, egolarımızı tartıştırmaya başlarız. Yani tartışma genellikle sen mi daha iyi bilirsin, ben mi daha iyi bilirim tartışmasına döner. O günkü tartışmamız, bundan biraz daha farklıydı. Annemin söylediği şeylerden, asıl konunun benim güvende olmamı istemesi olduğunu bildiğim için, sorduğum sorularla onu köşeye sıkıştırmaya başladım. Sorduğum sorular karşısında “hayat çok zor”, “para kazanman gerek”, “sorumlulukların gittikçe artacak”, “sağlıklı kalabilmek için sürekli egzersiz yapmalısın” gibi yanıtlar verdikten sonra ona öyle bir soru sordum ki dehşet içinde “iyi olmanı istiyorum” dedi. Gözlerindeki dehşeti, ızdırabı ve endişeyi asla unutmayacağım…

*******

İçinde yaşadığımız dünyanın dinamikleri bizi öyle bir noktaya getirdi ki, verdiğimiz kararlarda, aldığımız aksiyonlarda ve hatta düşüncelerimizde bile endişenin etkisi git gide artıyor. Özellikle engelli ailelerin rüyalarına dahi giren en büyük korku, “eğer bana bir şey olursa, çocuğuma ne olacak” korkusu. Bu korku o kadar şiddetli ki, çoğu zaman insanlar ne yapacaklarını bilemez halde, olmayacak vaatlere bel bağlamaya ve işe yaramayacak yöntemleri sürekli uygulamaya devam ederek zaten zor olan hayatlarını daha da zorlaştırmaya devam ediyorlar. Verdikleri kararları ve sahip oldukları düşünceleri, çocukları için “iyi” olacağı maskesi altına saklayarak aslında içten içe şiddetli bir biçimde ihtiyaç duydukları güvenlik hissini bir parça hissetmeyi ümit ediyorlar. Tıpkı benim annemin tartışma sırasında bir anda boş bulunup “iyi olmanı istiyorum” demesinin aslında “Sana, hayatta aptalca şeyler yapamayacağın kadar çok emek verdim. Bu günlere de çok zor geldik. Güvende ve garantide olmanı istiyorum” anlamına gelmesi gibi. “İyi olmanı istiyorum” derken bilinçaltında asıl istediği şey, benim iyi olmamdan öte, benim iyi olmamın ona ne hissettirdiği, yani kendisinin iyi hissetme hissi. Gözlerindeki o dehşeti gördükten sonra ne yaparsam yapayım annemi benimle ilgili endişelerinden kurtaramayacağımı fark ettim. Fiziksel olarak şu anda olduğumdan kat be kat daha iyi olsam da, kariyerimde çok başarılı olsam da, çok para kazanıp zengin olsam da bu, onun bana “iyi olmanı istiyorum” cümlesini tekrar tekrar söylenmesini engellemeyecek. Bu, onun kendi kendine aşması gereken bir konu.

*******

Bütün bunları düşündüğüm zaman “Çocuklarınız, sizin çocuklarınız değil. Sahip olduğunuzu düşündüğünüz şeyler, size ait değil” diyen Zen sözünün aslında ne kadar doğru olduğunu anlıyorum. Bir gün baba olursam ve baba olduğum zaman gerekli anlayışı ve bilgeliği geliştirememiş olursam, aynı ızdırabın ve cehaletin pençesine kendimin de düşeceğini şimdiden görebiliyorum. Bunun farkında oluyor olmak ise bugün, bütün çabamın zihnimi eğitmek üzerine olması gerektiğini söylüyor bana. Gerçekten endişelerinizin sizi kontrol etmesini azaltıp daha rahat bir nefes mi almak istiyorsunuz? Düşüncelerinizi gözlemlemeye başlayın. Verdiğiniz kararların büyük bir bölümünün kontrol etme isteğinizden kaynaklandığını fark edin. Kontrol edebileceğinizi düşündüğünüz çoğu şeyin aslında sizin kontrolünde olmadığını, koşulların kontrolünde olduğunu kavrayın. Özgürlük, kontrol mekanizmalarıyla oluşturulmaya çalışılan bir güvenli bölgeden ziyade, koşulları kabul edip hayata güvenmeye başladıktan sonra elde edilir. Bunun için var gücünüzle anlayışınıza ve kavrayışınıza yatırım yapın.

Sevgi ve saygıyla,

Ekin

Yorumlar